Bu gün biraz erken kalktılar. Masal her zamanki gibi güler yüzüyle Yaşlı Çiftçi’ye günaydın dedi. Yaşlı Çiftçi de gülümseyerek günaydın dedi. Bir arada olmak onlara çok büyük mutluluk veriyordu.

Sabah kahvaltılarını hazırlamak için mutfağa gittiler. Çok güzel bir kahvaltı hazırlayıp afiyetle yediler. Sonra şömine başındaki koltuklarına oturdular. Birbirlerine bakıp sohbete başladılar. 

Masal;

– Hatırlıyor musun? Deyip geçmişte yaşadıkları anıların içine doğru yolculuk yaptılar.

Günlerden Cumartesiydi. Güneşli bir gündü. Hava çok güzeldi. İkisi de henüz 4 yaşındalardı. Tanıştıkları ilk günlerdi. Masal da Yaşlı Çiftçi de anneleri ve babaları ile çok güzel bir parka bisiklete binmek için gelmişlerdi. İkisi de çok heyecanlıydı. Birlikte bisiklete binmenin keyfini çıkaracaklardı. Üstelik anneleri ve babaları da yanlarındaydı. Yaşlı Çiftçi ve Masal parkın içine girer girmez anne ve babalarını arkalarında bırakıp bisikletleri ile hızlıca parkın içine doğru gezintiye çıktılar. 

Yaşlı Çiftçi Han ve Masal oyun parkına geldiler. Bisikletlerini kenara koyup oyun parkının içinde bulunan oyuncaklarla oynamaya başladılar. En çok keyif aldıkları oyuncak ise büyük korsan gemisiydi. Çok keyifli oyunlar oynuyorlardı. Han geminin kaptanı oluyordu. Masal’la birlikte okyanuslara açılıyorlardı. Denizin kokusunu burunlarında hissediyorlardı. Güneşi takip edip onu yakalamaya çalışıyorlardı. Aşağıya baktıklarında yunus balıklarının yarış yaptıklarını gördüler. 

Masal:

– Merhaba yunuslar diye seslendi

Yunuslar hep birlikte:

– Merhaba. Sizinle yarış yapalım dediler.

Han:

– Bizi geçemezsiniz. Hadi güneşe kadar yarışalım dedi ve tam yol ilerleyelim diye bağırdı.

Korsan gemisi öyle hızlı gidiyordu ki yunuslar geçmek için çok çaba sarf ediyorlardı. Etrafta tepelerinde kar, eteklerinde ağaçlar olan çok güzel dağlar vardı. Sonunda güneşe ulaşmışlardı. Yunuslar geçemedikleri için Yaşlı Çiftçi Han’ı tebrik ettiler. 

Masalın eline rengârenk bir kelebek konmuştu. Kelebek öyle güzeldi ki Masalın gözleri parlıyordu. Masal Han’a seslendi hemen;

– Bak ne kadar güzel bir kelebek

Han:

– Ooo çok güzelmiş. 

Masal:

– Senin ismin nedir güzel kelebek?

Kelebek:

– Benim ismim gökkuşağı kelebeği. Siz de Masal ve Han’sınız di mi?

Masal ve Han Gökkuşağı Kelebeğinin isimlerini bilmesine çok şaşırmışlardı.

Masal: 

– İsmimizi nereden biliyorsun?

Gökkuşağı Kelebeği:

– Her gökkuşağı çıktığında benim yaşadığım yere bakıp hayaller kuruyorsunuz. Ben de sizi hep izliyorum. Bu günde size kendimi tanıtmak istedim.

Masal ve Han hem mutluydular hem de çok şaşırmışlardı.

Han:

– O zaman bizi yaşadığın gökkuşağına götürebilir misin?

Masal:

– Evet, evet bunu çok isteriz.

Gökkuşağı Kelebeği:

– Tamam. Hadi gidelim o zaman

Han:

– Yelkenler foraa… Tam yol ileriiii… Diye mürettebatına seslendi. 

Korsan gemisi hızla gökkuşağına doğru ilerlemeye başladı. Yolda korsan şarkıları söylüyorlar ve eğleniyorlardı. Gökkuşağına vardıklarında. Çok eğlenceli bir hayal onları bekliyordu. Masal ve Han el ele tutuşarak Gökkuşağı Kelebeği ile birlikte gökkuşağında keyifli ve çok güzel bir hayal yaşadılar.

Korsan gemisinden indikten sonra birlikte bisiklete binmeye devam ettiler. Han, Masal’ın yanından hiç ayrılmıyordu. O gün birlikteliklerinin başlangıç günüydü. Yaşlı Çiftçi’nin Masal’ı koruyacağı, hep yanında olacağı günlerin başlangıç günüydü.

Masal, bu güzel anısından bahsederken gözleri doldu. Yaşlı Çiftçi de çok duygulanmıştı. Birbirlerinin ellerinden tutup gözlerinin içine bakıyorlardı. Yaşlı Çiftçi Masal’ın gözlerinden akan küçük gözyaşlarını sildi. 

Yaşlı Çiftçi: 

– Ne güzel bir gündü.

Masal:

– Muhteşem bir gündü. Hadi biraz daha devam edelim dedi.

Yaşadıkları güzel günleri bir bir tekrar yaşadılar. Muhteşem bir gün geçiriyorlardı. Şöminenin başındaki koltuklarında bu güne kadar aldıkları keyfin en mükemmelini alıyorlardı. Çok ama çok mutluydular…

Yazar:

Bülent KORKUT

Batuhan’a Hikâyeler15 Şubat 2015