Yaşlı Çiftçi bugün çiftliğinde, atların ahırını yenilemek için hazırlıklara başladı. Öncelikle tamir odasından baltasıyla testeresini aldı. Siyah atına at arabasını bağladı ve aldığı aletleri arabaya koydu. Yanına Max’i de alarak ormana doğru gittiler.

Orman yolunda ilerlerken yolda bir oduncuya rastladılar. Karşılaştıkları oduncu, komşusu oduncu Karacabey’di. Yaşlı Çiftçinin en iyi dostuydu. Yaşlı Çiftçi, oduncu Karacabey’in yanına giderek selam verdi;

Yaşlı Çiftçi:

– Merhaba oduncu Karacabey nasılsın?

Oduncu Karacabey:

– Merhaba Yaşlı Çiftçi. İyiyim sen nasılsın?

Yaşlı Çiftçi:

– Teşekkür ederim. Atlarımın ahırını yenileyeceğim. Biraz odun kesmeye gidiyorum.

Oduncu Karacabey:

– Ben sana yardımcı olurum. Kurumuş ağaçları kesmemiz gerekir. Doğru ağaçları kesmezsek ormana zarar veririz.

Yaşlı Çiftçi:

– Doğru söylüyorsun. Ormanlarımızı korumamız gerekir. Hadi bin arabaya. Bize yol göster.

Oduncu Karacabey at arabasına bindi. Yol boyunca sohbet ettiler. Gülüştüler. Max de onları izlerken kuyruğunu sallayıp sevincini gösteriyordu.

Nihayet ormanda kurumuş ağaçların oraya geldiler. Oduncu Karacabey kesilebilecek kurumuş ağaçları gösterdi. İkisi de işe başladılar. Yeteri kadar kurumuş ağaç kestikten sonra at arabasına odunları yükleyip çiftliğe doğru yola koyuldular.

Çiftliğe geldiklerinde çok eğlenceli bir yolculuk yapmışlardı. Öyle eğlenmişlerdi ki ormanda ağaç keserken yorgunlukları geçmişti.

Oduncu Karacabey:

– Atların ahırlarını yenilemende sana yardım edebilirim.

Yaşlı Çiftçi:

– Bunu çok isterim. İki kişi daha çabuk bitiririz.

Önce atları yandaki boş araziye götürdüler. Atlar arazide her zaman olduğu gibi hızla koşup oynamaya başladılar. Yaşlı Çiftçi Max’i de atların yanına bırakarak onları korumasını söyledi.

Tamir odasından diğer malzemeleri de alarak odunları düzgün bir şekilde kesmeye başladılar. Kestikleri her odundan uzun tahtalar yapıyorlardı.  Ahırın bozuk tahtalarını söküp yerine yeni yaptıkları tahtaları koyuyorlardı. Tahtaları koyma işi bitince ahırı boyamaya başladılar.

Artık güneş batmaya başladı. Çok yorulmuşlardı ama ahırı da yepyeni yapmışlardı. Yandaki boş araziye giderek atları yenilenmiş ahırına getirdiler. Max atları çok iyi korumuştu. Yanlarından hiç ayrılmamıştı. Yaşlı Çiftçi Max’e teşekkür edip ödül olarak kocaman bir kemik verdi. Max çok mutlu olmuştu. Yaşlı Çiftçinin kucağına atlayarak onu yalamaya başladı. Sonrada kemiğini alıp kulübesine yemeğe gitti.

Atlar yeni ahırını çok beğenmişti. Artık yağmur yağdığında ıslanmayacaklar, soğukta üşümeyeceklerdi. Yaşlı Çiftçi de çok mutlu ve huzurluydu. Atları yenilenmiş ahırlarında yaşayacaklardı.

Yaşlı Çiftçi Oduncu Karacabey;

– Çok teşekkür ederim. Sen olmasaydın bu kadar çabuk bitiremezdim.

Oduncu Karacabey:

– Sen benim en iyi komşumsun. Komşular birbirine yardım etmelidir.

Yaşlı Çiftçi:

– Hadi bunu kutlayalım bu akşam bizimle ol.

Oduncu Karacabey:

– Çok mutlu olurum deyip Yaşlı Çiftçinin bu nazik ve güzel davetini kabul etti.

Birlikte mutfağa gittiler. Çok güzel yemekler hazırladılar. Bu güzel birliktelik yorgunluklarını tamamen unutturmuştu. Çiftliğin ortasına büyük bir masa kurdular. Ağaçları ışıklarla süslediler. Ay dede gökyüzünden onları izliyordu. Yaşlı Çiftçinin çiftliğini daha da aydınlatmak için ışığını çoğalttı.

Mutfakta yaptıkları yemekleri masaya yerleştirdiler. Çiftliğin yanındaki diğer komşularını da çağırdılar. Çiftlik ailesinin bütün dostları ve komşuları ile çok güzel eğlendiler. Kocaman ateş yaktılar. Geceye kadar hikâyeler anlattılar, şarkılar söylediler. Gecenin sonunda çok mutlu bir şekilde evine gitti. Yaşlı Çiftçi o gün unutamayacağı bir gün daha yaşamıştı…

Yazar: 

Bülent KORKUT

Batuhan’a Hikâyeler