Yaşlı Çiftçi mavi bisikletine binip köyün merkezine doğru yola çıktı. Çoban köpeği Max’te Yaşlı Çiftçinin yanında koşarak takip ediyordu. Yeşil ağaçların arasında ilerlerken rüzgârın tatlı kokusu Yaşlı Çiftçinin yüzüne vuruyordu. Yaşlı Çiftçi bu yolculuktan çok keyif alıyor, içini huzur kaplıyordu. Max’te Yaşlı Çiftçinin yüzündeki mutluluğunu görünce çok seviniyor, kuyruğunu hızlıca sallıyordu.

Yolda kırılmış bir cam şişe parçası Yaşlı Çiftçinin mavi bisikletinin tekerleğini kesti. Yaşlı Çiftçi şaşırmıştı ve şöyle dedi;

– Hay aksi. Neyse ki kasabaya az kaldı.

Yaşlı Çiftçi mavi bisikletini eliyle iterek bisiklet tamircisine doğru yola koyuldu.  Max’te şaşırmıştı. Yoldaki cam kırıkları Max’in de ayağını kesebilirdi.

Yaşlı Çiftçi Max’e bakarak:

– İnsanlar şişeleri böyle yola atmamalı. Bu doğru değil. Ya senin ayağını kesseydi. Canın çok yanardı.

Max’te havlayarak Yaşlı Çiftçinin söylediklerini onayladı. Nihayet bisikletçinin tamir dükkânına geldiler. Yaşlı Çiftçi seslendi;

– Merhaba. Kimse var mı?

Dükkânın arka tarafında kapalı bir kapı vardı. O kapıdan sesler gelmeye başladı ve kapı açıldı. Yaşlı Çiftçi karşısına uzun boylu, sarı saçlı, güçlü bir genç çıktı.

Yaşlı Çiftçi;

– Genç tamirci ismin nedir?

Genç tamirci;

– Merhaba, benim adım tamirci Poyraz. Nasıl yardımcı olabilirim?

Yaşlı Çiftçi:

– Yolda kırılmış bir çam şişe, bisikletimin lastiğini kesti.

Bisikletçi Poyraz:

– Tamam. Ben şimdi lastiğinizi tamir ederim. Siz şuraya oturabilirsiniz.

Bisikletçi Poyraz tamire başlamadan önce Yaşlı Çiftçiye bir bardak çay verdi. Yaşlı Çiftçi gülümseyerek teşekkür etti. Bisikletçi Poyraz lastiği çabucak tamir etti. Yaşlı Çiftçi şaşırarak;

– Ne çabuk tamir ettin? Elin çok hızlıymış. Teşekkür ederim.

Bisikletçi Poyraz:

– Ben teşekkür ederim efendim. Her zaman beklerim dedi.

Yaşlı Çiftçi tamir parasını ödeyip Bisikletçi Poyraz’ın dükkânından ayrıldı.

Max’le birlikte köyün merkezinde dolaşmaya başladılar.  Yaşlı Çiftçiyi gören selam veriyordu. Yaşlı Çiftçi de onlara selam veriyordu. Yaşlı Çiftçi evinin ve çiftliğin birkaç küçük ihtiyacını, esnaftan satın aldı. Aldıklarını da mavi bisikletinin önündeki sepetine koydu. O sırada top oynayan çocuklardan biri topa öyle sert vurdu ki top mavi bisikletin önündeki sepete çarptı. Sepetteki her şey yola döküldü.

Topa vuran küçük çocuk koşarak Yaşlı Çiftçinin yanına geldi.  Çok üzülmüştü bir o kadar da Yaşlı Çiftçiden korkuyordu. Hemen özür diledi küçük çocuk, dökülenleri hemen toplamaya başladı.

Yaşlı Çiftçi:

– Tamam küçük çocuk. Adın nedir senin?

Küçük çocuk:

– Benim adım Tuna. Çok çok özür dilerim. İstemeden oldu. Çok üzgünüm.

Yaşlı Çiftçi :

– Tamam küçük Tuna. Bir dahaki sefere daha dikkatli oynarsın.

Küçük Tuna:

– Bundan sonra çok dikkatli oynayacağım. Söz veriyorum dedi ve sepetten dökülenlerin hepsini toplayıp geri koydu.

Yaşlı Çiftçi küçük Tuna’ya teşekkür ederek yanından ayrıldı. Artık akşam olmuştu. Daha fazla karanlık olmadan çiftliğine doğru ilerlemeye başladı.

Yaşlı Çiftçi Max’e;

– Bugün çok maceralı bir gün geçirdik değil mi Max?

Max havlayarak kuyruğunu salladı. Yaşlı Çiftçi bisikletiyle çiçeklerin yanından geçerken  çiçeklerin kokularını içine çekti ve şöyle dedi;

– Ne kadar güzel kokuyorlar…

Yaşlı Çiftçi çiftliğine geldiğinde çok mutluydu. Mavi bisikletini yerine koydu ve sepetin içindekileri aldı. Ay dede gökyüzündeki yerine oturmuştu. Yaşlı Çiftçi aldıklarıyla güzel bir yemek hazırladı. Masasını kurup yaptığı yemeği çiftlikteki dostlarıyla birlikte bir güzel yedi.

Maceralı ve mutlulukla geçen bir günün ardından güzelce bir uykuya merhaba dedi Yaşlı Çiftçi…

Yazar:

Bülent KORKUT

Batuhan’a Hikâyeler

15 Aralık 2014