Bir kaç gündür yoğun bir kar yağıyordu. Her yer bembeyazdı. Yaşlı Çiftçinin çiftliğindeki hayvanlar sıcacık kulübelerine sığınmışlardı. Hava gerçekten çok soğuktu ama kar öyle güzel yağıyordu ki Yaşlı Çiftçi soğuk havayı hissetmiyordu. Bu güzel havayı içine çekip bahçedeki kardan adama günaydın dedi. Kardan adam gülümsüyordu.  Penceresini kapattı. Yatağını topladı. Banyoya gidip elini yüzünü yıkadı. Yeni güzel bir gün daha başlıyordu Yaşlı Çiftçi için.

Şöminesini yakmak için bahçede biraz odun kırdı. Kırdığı odunları güzelce yerleştirdi. Sonra da şöminesini yaktı. Mutfaktan kahvaltılıklarını getirdi ve şöminenin önünde duran küçük masasına yerleştirdi. Bir de sevdiği müziklerden birini açtı. Güzelce kahvaltısını etti.

Üzerini sıkıca giydi. Çiftlikte yapılacak çok iş vardı. Bahçeye çıktığında çoban köpeği Max de uyanmıştı. Kapının önünde Yaşlı Çiftçiyi bekliyordu. Max Yaşlı Çiftçiyi görür görmez üstüne atladı. Oyun oynamak istiyordu. Max, Yaşlı Çiftçinin eldivenin birini aldı ve kaçmaya başladı. Yaşlı Çiftçi de peşinden koştu. Max kaçıyor, Yaşlı Çiftçi yakalamaya çalışıyordu. Max, bir sağa, bir sola, bir geri koşuyor, Yaşlı Çiftçi onu takip etmeye çalışıyordu. Sonunda Yaşlı Çiftçi Max’i yakaladı. Max’le eldiveni kapmaca oyununa başladılar. İkisi de çok ama çok eğleniyordu. Max de, Yaşlı Çiftçi de yorulmuşlardı. Bir birlerine sarılıp dinlenmeye başladılar. Çok keyif alıyorlardı.

Yaşlı Çiftçi dinlendikten sonra çiftlikteki işlerini yapmaya başladı. Önce tavukların kümesine gitti. Taze taze yumurtaları topladı. Tavukların yemlerini verdi. Birazda küçük civcivlerle oynadı. Kümesin etrafındaki karları temizledikten sonra ahıra gitti. Atlarını biraz sevdikten sonra onlarında yemlerini verdi. Son olarak da İneklerinin yanına gitti. Sütlerini sağdı, yemlerini verdi.

Çiftlikteki işlerini bitirdikten sonra canı balık tutmak istedi. Köyün merkezine yakın bir nehir vardı. Kar yağdığı zaman nehirde bir sürü balık oluyordu. Köyde yaşayanların çoğu bu nehirde gelip balık tutarlardı. Depodan olta takımını aldı. Max’i de yanına alarak nehre doğru yol aldı.

Nehre vardıklarında bir sürü insan vardı. Herkese selam vererek kendine uygun bir yer buldu. Max’de yanına oturdu. Yemini oltaya taktı ve nehrin en uzak köşesine attı. Balıkların oltaya takılmasını beklerken arkadaşı balıkçı Rüzgâr geldi.

Balıkçı Rüzgâr:

– Selam Yaşlı Çiftçi, rastgele

Yaşlı Çiftçi:

– Selam, Sana da rastgele

Rastgele; balıkçılar arasında kullanılan ve iyi şanslar, çok balık tutmanı dilerim anlamına geliyordu.

Balıkçı Rüzgâr:

– Bu gün çok balık var umarım bir sürü balık tutarız ve akşam yeriz

Yaşlı Çiftçi:

– Evet, Balıkçı Rüzgâr. Akşama güzel bir ziyafet çekeriz

Yaşlı Çiftçinin oltası sallanmaya başladı. Çok güçlü bir şekilde oltanın misinası çekiliyordu. Yaşlı Çiftçi hemen oltasını çekmeye başladı. Belli ki çok büyük bir balıktı. Çekmekte çok zorlanıyordu. Balıkçı Rüzgâr da yardım ediyordu. Sonunda balık görünmeye başladı. Bütün gücüyle Yaşlı Çiftçi balığı çekmeye çalışıyordu. Balık nehirden çıkmamak için çırpınıyordu. Yaşlı Çiftçi ve Balıkçı Rüzgâr çok heyecanlanmışlardı. Balık artık sudan çıkmıştı. Oltanın uçunda kaçmak için çırpınıyordu. Kocaman bir balıktı. Etrafındaki balıkçılar bile şaşırmıştı. Yaşlı Çiftçi böyle büyük bir balık tuttuğu için çok mutlu olmuştu. Hemen balığın ağzından oltayı çıkardı ve balığı kovasına koydu. Bu gün çok şanslıydı Yaşlı Çiftçi.

Balıkçı Rüzgâr:

– Çok büyük bir balık. Çok şanslısın.

Yaşlı Çiftçi:

– Daha önceden bu kadar büyük bir balık tutmamıştım. Şans benden yana dedi ve gülümsedi.

Balıkçı Rüzgârda birkaç balık tutmuştu ama Yaşlı Çiftçinin tutuğu balık kadar büyük değillerdi. Yaşlı Çiftçi, Balıkçı Rüzgâra;

– Hadi bu akşam çiftliğime gel. Bahçede mangal yapıp tutuğumuz balıkları yeriz.

Balıkçı Rüzgâr:

– Çok sevinirim. Çok güzel bir akşam geçireceğiz o zaman deyip Yaşlı Çiftçinin nazik davetini kabul etti.

Oltalarını ve balıklarını toplayıp önce köyün merkezine gittiler. Akşam için ihtiyaçları olan yiyecekleri de alıp çiftliğe doğru yol aldılar. Köydeki insanlara Yaşlı Çiftçinin tutuğu balığın büyüklüğünü görünce şaşırıyorlardı;

– Ne kadar büyük bir balık tutmuşsun diyorlardı. Yaşlı Çiftçi de çok mutlu oluyordu. Ben gerçekten çok şanslı biriyim diye içinden geçiriyordu.

Çiftliğe geldiklerinde hemen hazırlıklara başladılar. Yaşlı Çiftçi depodan mangalı çıkardı. Sabah kırdığı odunlardan bir kısmını mangala koyup ateşi yaktı. Balıkçı Rüzgâr da masayı kurmaya başladı. Hava kış olduğundan erken kararıyordu. Hazırlıklar bittikten sonra balıkları mangala koydular. Güzelce pişirdiler. Çiftlikte yaşayanlarda masanın etrafına toplandılar. Max durmadan havlayıp kuyruğunu sallayarak mutluluğunu göstermeye çalışıyordu. Yandaki komşusu Oduncu Karacabey’i de çağırdılar sofralarına. Oduncu Karacabey de çok sevinmişti bu davete. Yaşlı Çiftçi sevdiği müzikleri açtı ve balıkları bir güzel yemeye başladılar.

Oduncu Karacabey:

– Çok güzel bir akşam. Beni de davet ettiğiniz için teşekkür ederim.

Yaşlı Çiftçi:

– Sen geldiğin için ben teşekkür ederim. Afiyet olsun.

O gece çiftlik çok eğlenceliydi. Yine mutluluk şarkıları söyleyip durdular. Yaşlı Çiftçi dostlarının yanında olmasından çok mutlu oluyordu. Onlara sahip olduğu için kendini çok şanslı hissediyordu. Bu güzel gecenin ardından herkes evine gidip yeni güzel bir güne uyanmak için uyudular…

Yazar:

Bülent KORKUT

Batuhan’a Hikâyeler

9 Ocak 2014