Uzun süre olmuştu bir birlerini görmeyeli. Kapıyı açtığında Yaşlı Çiftçinin içi kıpır kıpır olmuştu. Gelen 50 yıllık eşi, 71 yıllık hayat arkadaşı Masal’dı. Öylece bakıyorlardı birbirlerinin gözlerine. İkisi de çok özlemişlerdi birbirini.  Yaşlı Çiftçi ve Masal birbirine sımsıkı sarıldılar. Max ikisinin de etrafında sevinçten koşuyordu. Belli ki Max de Masal’ı çok özlemişti. Uzun bir süre sarılarak durdular. Karların arasında sıcacık bir yaz yaşıyorlardı.

Masal Max’a eğilip;

– Seni de çok özledim Max

Max en az Yaşlı Çiftçi kadar çok sevinmişti. Patilerini Masal’ın üzerine koyup kuyruğunu sallıyordu. Yaşlı Çiftçi Masal’ın elinden tutup içeri girdiler. Masal şöminenin oradaki koltuğuna oturdu. Uzun süredir o koltuk boştu. Yaşlı Çiftçi şöminenin başında her oturduğunda bugünün hayalini kuruyordu. Yaşlı Çiftçi Masal’ın eşyalarını alıp odalarına götürdü. Sonra Masal’ın yanındaki her zaman oturduğu koltuğuna oturdu. Bir müddet sessizce birbirlerine bakıp durdular.

Masal’ın annesi ve babası yurtdışında yaşıyorlardı. Masal uzun bir süre annesinin rahatsızlığı nedeniyle yurtdışında kalmak zorunda kaldı. Neyse ki annesi eski sağlığına kavuşmuştu. Artık evine, ait olduğu yere dönmüştü ve çok mutluydu.

Yaşlı Çiftçi:

– Seni çok özledim.

Masal:

– Bende seni çok özledim.

Yaşlı Çiftçi:

– Karnın acıkmıştır. Senin için bir şeyler hazırladım. Birlikte yiyelim.

Masal:

Evet, hem de çok açıktı. Her zamanki gibi çok düşüncelisin.

Yaşlı Çiftçi gülümseyerek:

– Hadi gel o zaman.

Yaşlı Çiftçi ve Masal birlikte mutfağa gittiler. Yemekleri şöminenin oradaki masaya özenle yerleştirdiler. Masayı güllerle süslediler. Bu gün sevgililer günüydü. Uzun bir ayrılıktan sonra birbirlerine kavuştukları gündü. Bu gün özel olmalıydı. İkisi de çok ama çok mutluydular. En sevdikleri müziği açtılar. Gözlerini birbirlerinden hiç ayırmıyorlardı. Yemek yerken bile gözlerini birbirlerinden hiç ayırmadılar. Masal çok yorgun olmasına rağmen yaşadığı bu güzel an içinde o yorgunluğunu tamamen unutmuştu. Artık hayat arkadaşının yanındaydı.

Henüz akşam olmamıştı. Yaşlı Çiftçi ve Masal uzun bir aradan sonra yeniden birlikte olmanın keyfini çıkarmaya karar verdiler.  Masal, çiftlikte yaşayan hayvanlara bakmak istedi. Üzerlerini sıkıca giydiler. Birlikte el ele çiftlikte gezmeye başladılar. Max hemen Masal’ın yanına geldi. Masal biraz Max’i sevdikten sonra atların yanına gittiler.  Beyaz at Masal’ı görünce çok sevinmiş, hemen yanına gitmişti. Beyaz at Masal’ındı. Masal ona hep Pamuk diye seslenirdi. Pamuk mutluluktan yerinde duramıyordu. Masal elindeki şekerleri Pamuk’a yedirmeye başladı. Daha sonra siyah at ile sevimli yavruları küçük atın yanına geldi. Elinde kalan şekerleri de onlara yedirip bir süre sevdi.

Atların yemlerini ve sularını tamamladıktan sonra ineklerin yanına gittiler. Onlarla da ilgilendikten sonra tavukların kümesine geldiler. Tavukların kümeslerinden çıktıklarında karşılarında sevimli kaplumbağa duruyordu.

Masal sevimli kaplumbağayı görünce;

– Sen ne tatlısın. Adın nedir senin?

Kaplumbağa;

– Benim adım sevimli kaplumbağa. Kalacak bir yerim yoktu. Yaşlı çiftçi beni çiftliğine getirdi. Bende artık çiftlik ailesindenim.

Masal:

Çok sevindim senin de bizim aramıza katılmana. Benim adımda Masal.

Sevimli Kaplumbağa:

– Ben de sizi tanıdığım için çok sevindim diyerek kaldığı sıcacık kulübesine doğru gitti.

Masal ve Yaşlı Çiftçi bu güzel karın tadını çıkarmak istediler. Önce Yaşlı Çiftçi’nin yapmış olduğu kardan adamın yanına bir tane de kardan kadın yaptılar. Sonra birbirlerine kartopu atarak eğlenmeye başladılar. Max de onların etrafında koşarak oyunlarına eşlik ediyordu. O kadar çok kartopu attılar ki birbirlerine, yaptıkları kardan adam ve kardan kadına benzemişlerdi. Çocuklar gibi eğlenip gülüşüyorlardı.

Artık yorulmuşlar ve ıslanmışlardı. Birbirlerinin ellerini tutarak evlerine girdiler. Önce üstlerini değiştirdiler.  Sonra tekrar şöminenin önündeki koltuklarına oturup birlikte kitap okumaya başladılar. Kitaplarının sayfalarını her çevirdiklerinde bir birlerinin gözlerine bakarak gülümsüyorlardı.

Ay dede bulutların arasında yavaş yavaş gözükmeye başladı. Yaşlı Çiftçi ve Masal akşam yemeği için mutfakta hazırlıklara başladılar. Yaşlı Çiftçi Masal’la birlikte yemek hazırlamanın keyfini çıkarıyordu. Bu sefer çok daha güzel bir sofra hazırlamışlardı kendilerine. Bugün özel bir gündü çünkü.  Masalarını, kırmızı mumlarla süslediler. En güzel tabaklarını, kaşıklarını, çatallarını koydular. Kırmızı peçeteleri çatal kaşıklarının altına yerleştirdiler. Masa muhteşem görünüyordu. Tabaklarına yemeklerini koydular. Mumları yaktılar ve ışıkları söndürdüler.

Masaya oturduklarında Yaşlı Çiftçi Masal’ın ellerinden tuttu. Birbirlerinin gözlerinin içine bakıp durdular. Uzun süre geçen yalnızlıktan sonra Yaşlı Çiftçi nihayet Masal’ına kavuşmuştu. Rüya gibi geçen bugünün ardından birbirlerine sarılarak uyudular…

Yazar:

Bülent KORKUT

Batuhan’a Hikâyeler

14 Şubat 2015

(Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun)